13 Eylül 2009 Pazar

İletişimin stratejikleştirilmesi: kılavuz kitaplar, kişisel gelişim kursları ve iletisim eğitimi seminerlerinin eleştirel bir değerlendirmesi

Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Radyo Televizyon ve Sinema Anabilim Dalı'nda Doç.Dr. Dilek Beybin Kejanlıoğlu danışmanlığında İlker Özdemir tarafından yapılıp 2007'de onaylanan ve YÖK arşivinde 218163 referans numarası ile kayıtlı, "İletişimin stratejikleştirilmesi: kılavuz kitaplar, kişisel gelişim kursları ve iletisim eğitimi seminerlerinin eleştirel bir değerlendirmesi" başlıklı doktora tezinin özeti:
İletisim becerileri kavramına odaklanan değişik yaklaşımlar hem ekonomik faaliyet alanında, hem de gündelik yaşamda etkinliğini artırmıştır. Bu çerçevede olumlamacı bir iletişim anlayışı egemen hale gelmeye başlamıştır. İletişim becerilerini geliştirme eğitimi kamu ve özel sektörde erişkin eğitiminin ayrılmaz bir parçası haline gelmeye başlamıştır. Tez çalışmamız, iletişime yönelik bu popüler ilginin dinamiklerini ve bu iletişim kavrayışının ortak noktalarını ortaya koyarak bu iletişim kavrayışına karşı eleştirel bir bakış açısı geliştirmek amacındadır.

İletişim odaklı çok satan kılavuz kitaplarda ve iletişim ile ilgili seminer ve kurslarda iletişim olgusu kişilerarası iletişim ekseninde ele alınmaktadır. İletişimi birey psikolojisi kapsamında ele alan bu yaklaşımlar iletişimin kapsamını daraltmaktadır. Bu olumlamacı çerçeve iletişimin toplumsal güç ilişkilerindeki rolünü ele almamaktadır. Buna karşın işletme, yönetim ve kişisel gelişim yazınında öne çıkan bu ‘yeni’ iletişim kavrayışı eşitlikçi, katılımcı, demokratik, insan odaklı, yeni ve nitelikli olduğunu ve özgürlük, açıklık ve içtenlikten yana olduğunu öne sürmektedir. Tezimiz iletişim odaklı çok satan kılavuz kitaplar ve iletişim eğitimi seminer ve kurslarını inceleyerek bu iddiaların geçerliliğini sorgulamaktadır. Yapılan sorgulama sonucunda yeni iletişim yaklaşımlarının bütün bu iddialarının geçersiz olduğu saptanmıştır. Tez kapsamında incelediğimiz kitaplara ve kurslara bütünüyle olumlamacı bir dilin/kültürün egemen olduğu ve bu yaklaşımların kuramsal bilgiye ve eleştirel yaklaşımlara karşıt oldukları görülmüştür.

0 yorum:

Yorum Gönder